25 Ekim 2023 Çarşamba

Toksik Davranışlar

    Uzun uzun zamanlardan sonra yine ben 😊 şehir, ülke ,iş yeri değişiklikleri küçük bir homodeus yetiştirme çabası, kovid dönemi, eşten ayrı kalma süreci , kavuştay sonrası mutluluk… sonrasında burn out syndrome (e tabi herkes premses ben şoför nebahat  😊  hele hayat arkadaşımdan ayrı başka bir şehirde yaşadığım 1 yıllık sürecin farklı farklı dönemlerde yaşadığım 8 aylık kısmı var ki helalinden +8 yıl yıpranma payı veririm ) vs   derken aradan neredeyse 5 yıl geçmiş… yıl olmuş 2023 ve ben  33 yaş dönüşümümü kan ve ter içerisinde tamamlamışım… işte tamda bunu fırsat bilip yazınca rahatlayacagımı düşündüğüm bir konu olan  toksik davranışlar üzerine iç dökmek istedim. Bahsedeceğim toksik davranışlar benim kendi hayat döngüm içerisindeki karşılaştıklarım ve muzdarip olduklarım bu arada😊 

Toksik davranış 1

Özür dilememek ;  

    Bana değer verildiğini kişinin özür dilemesinden anlayabilirim diye düşünüyorum . Hatalı olsun veya/hatta olmasın… sadece nezaketen , yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için özür dilesin… (Nezaketen özür dileme kollektif kültürümüzün olumlu/olumsuz bir parçasıdır. Amacım bu davranısın doğruluğu  üzerine nutuk atmak değil , Anadolu kültürü gereği hayatımızda bulunuşu gerçeğini konu etmek) nekadar zarif ve  düşünceli bir davranış değil mi ? Bana değer vermiyorsa zaten , hatasını farketse bile  özür dilemeyecek çünkü onun gözünde ben buna değer değilim . Bu insanın, hesaplaşma günü gelip çattığında  tüm özür dilemelik hatalarının gayet farkında ve bilincinde olduğunu görürsün zaten … Mahkemeye sunulsa maddi delil niteliğine gecer.

İnsanlarla iyi iletişim kurmanın temeli onlara değer verdiğimizi hissettirmektir. Bir kişiden özür dilemek ya da ona teşekkür etmek Sen benim için önemlisin, seninle ilişkime değer veriyorum. anlamına gelir. Temel Aksoy

 

Toksik davranış 2

Seninle sadece ihtiyacı olduğunda iletişim kurmak  ;

    Günlük yaşantımızın bir parçası olarak sürekli insanlarla etkileşim halindeyiz ve  Aile , iş hayatı , sosyal hayat , okul vb ortamlarda bulunmanın sonucu olarak insanlarla  iletişim kuruyoruz. Bunlardan bazıları ile yaptığımız paylaşımlar daha yüzeysel olurken bazıları ile derinleşebiliyoruz. Ya da ilişki toksik ise derinleştiğimizi sanıyoruz . Karşıdaki insan sizi sadece birşey sormak  , bir konuda yardım istemek  ya da sadece kendi dert ve sıkıntılarını anlatıp rahatlamak için arıyorsa ,   toksik bir ilişki içerisinde olabilirsiniz . Peki nasıl emin olursunuz ?  Cevap: Bu konudan şikayetçi olabilirsiniz … Toksik insanın verebileceği tepkiler şunlar olabilir; buna şiddetle karşı çıkabilir, kendi hayatının zorluğundan dem vurabilir , vakti olmadığından yakınabilir, böyle düşündüğün için seni kendini kötü hissedeceğin şekilde manipüle edebilir. Ama yapmayacağı tek şey var ; sizin şikayetlenmeniz üzerine azzıcık düşünüp , empati kurmak ve sadece ama sadece ‘haklısın farkedememişim , özür dilerim ‘ demek …

    Geçmişe gidip bir bakarsanız aslında o zamana kadar sizin nasıl olduğunuzu gerçekte! hiç sormamıştır bununla da ilgilenmemiştir. Sözde ilgilenir gibi yapar ama sizi ne duymak ister , ne de anlamak. Değer verdiği tek şey sizin ile olan iletişiminden elde ettiği fizyolojik veya biyolojik hazdır. Verdiği tepkinin, sizin kendinizi nasıl hissettirebileceğini düşündüğüne dair ufak bir işaret gördünüz mü? Yapmış olduğu konuşma bile yine taraflı !  İşte bunu anladığında o konaktan o paraziti hemen kov ! Aksi taktirde bu ilişkide sana herzaman kendini değersiz hissettirecektir.

Toksik davranış 3

Takıntılı onaylanma ihtiyacı;

Facebookun popüler olduğu günlerde ; 30 fotoluk album yapmış birisi ‘fotograflarımı gördünmü?’ diye sordu ‘evet’ dedim gördüm . Telefonu aldı albumune  baktı ve bu fotoları begenmişsin diğerlerini neden begenmedin diye sordu bana … ‘bazılarını daha çok! begendiğimi söyleyemedim’  aldım elime telefonu hepsini beğendim :D

 

Toksik davranış 4

Negatiflik  

Hayatında odaklandığı şey sadece negatifliklerdir. Sürekli yoğunluktan , yorgunluktan , zorluktan, hastalıktan vs şikayetlenmeler … Yanınızda böyle birisi varsa en zor , en yoğun , en hırpalayıcı hayatın onun oldugunu kabul etmeniz gerekir .Diyalog ve bağ kurabilmenin tek yolunun bu olduğunu düşündüklerine inanıyorum . Bu ilişki uzun vadede  tek taraflı toksik bir iç boşaltma! haline dönüşüyor maalesef …

 

Toksik davranış 5

Kurban rolü   ;

Okulda başarısız ise  çok zor bir hayatı vardır, sınavı kötü geçmişse çok çalışmıstır ama en önemsiz ve detay yerden gelmiştir soru ,  arkadaşlarından şikayet eder; tek iyi niyetlisi odur çünkü , işinde terfi alamaz kesin birileri birşeyler ceviriyordur, iş yerinde en çok işi ona veriyorlardır, evde en bitmeyen iş ve yemek olayı ondadır,  her çocuk zordur ama en zor cocuk onundur, piyango alsa amorti bile cıkmıyordur… Aslında tüm bunlarla yapmaya çalıştığı ‘karaterinin ulviliği, başarısının büyüklüğü , hayat karşısındaki azmi, çalışkanlığı ’ gibi olgularda notunu haketmediği bir biçimde 3 ten 4 e yada 4 ten 5 e çekmek ‘ ve karsısındaki insanlardan ekstra sempati kazanmak …

 

Toksik davranışlara  yönelik yazım bitmedi, bir kısım hala duruyor ama bu davranışlara maruz kaldığım dönemleri hatırlıyorum ister istemez ve bu çok can sıkıcı benim için . İyisimi devamını sonra getireyim 😊

 

Kendinize iyi davranın bunu en iyi yapabilecek sizsiniz 😊

19 Kasım 2018 Pazartesi

Anne Zorbalığı değil insan zorbalığı !

    Uzun zamandır dillendirmek istediğim bir konu vardı ama yazabilmek için uygun zaman kolluyordum. Zira İnsanın mini mini bir bebeği varsa o malum zaman çoğu kez gecikiyor :)  Yarın bir tahlil yaptıracağım  ve 3-4 saat az uyumam lazım dedim ki kendime ''Fırsat bu fırsattır ! Haydi ekran başına bu gece terapi gecesi olsun! ''  Yazımı bitirebilirsem bu gece benim için gercekten terapi gecesi olacak çünkü her denk geldiğimde canımı son derece sıkan bir konu bu ve yazıp rahatlamaya ihtiyacım var. Yurtdısında ebevenylerde pek rastlamadığım ama üzerine  bir dolu makale yazılmış olan ''Mom Bullying'' hakkında yani '' Anne Zorbalığı '' . Bu terimi ilk defa hamileliğim döneminde duydum ( zaruri ihtiyaçtan doğan araştırmalarım sonucu) ve sonrasında hayatımızın her alanında  çeşit çeşit zorbalıkların oldugu kanaatine vardım .

Annelik müessesesi için düşünürsek, çiçeği burnunda bir hamilesin , araştırıyorsun , okuyorsun ( İsminin bir kitap adı ile aynı cümlede geçtiğine şahit olmadığım insanların bile, ebevenylik ile ilgili kitap okuyup ,altını çizip ,sosyal medyada paylaştığını görmüşlüğüm var ... Demem o ki hepimiz bu konuda oldukça hassasız ve çocuğumuzu iyi bir şekilde büyütmek istiyoruz. ) eğitimlere katılıyorsun , egzersizler yapıyorsun, şunun şu yararı var bunuda yiyeyim , aman bunu yemeyim  falan feşmekan ... Tek derdim  daha önceleri neredeyse insomnia boyutundaki uyuyamama problemimin aşırı aşırı uyku şeklinde değişmesi ... Sonra kendisini👹 olarak sembolize edeceğim bir şahıs başlıyor konuşmaya ;

👹: Hamilelik nasıl gidiyor ?
😇: Çok iyi , çok heyecanlı ve mutluyum .
(Aslında ben soruyu yanlış anladım onun sormak istediği soru aşagıda... )
👹: Hmm... Mide bulantın , baş dönmen var mı ? Yemek yiyebiliyor musun?
😇: Genel olarak bir sıkıntım yok hatta daha önce uyku problemim vardı aylarca uykusuz kalmıstım şimdi acısını çıkarıyorum :)
👹: Ooh ne rahat ! Ben bir hamilelik geçirdim uyku falan kalmadı mide bulantısı , baş dönmesi ... aylarca agzıma birsey koyamadım . Sen uyu bakalım , sonra istesende uyuyamazsın bebek bir olsun!
😇: 👀 💫 hönk , zönk , zıttırı bıddı ....

Hamilelik ilerler kilolar alınır  ve benzer bir emoji çıkar karşına , başlar konuşmaya

👿: Kaç kilo aldın 6 ayda ?
😇: 6 kg aldım.
👿: Az almışşın. Yemek falan yemiyor musun zayıf kalacağım diye ? Biraz dikkat et canım kendine.
😇: Hayır kaç kg aldığımın bir önemi yok kiloya takılmıyorum . Hatta aslına bakarsak hayatımda en dengeli ve saglıklı beslendiğim dönem bu dönem :)
👿: İyi bari dikkat et ! Ben hamileliğimde 20 kilo almıştım zor oluyor . zaten asıl kiloyu son aylarda alıyorsun senin elinde olan birsey yok . İstediğin kadar zayıf kalmaya çalış nafile . Bende ilk altı ay hiç almamıstım . Sonra balon gibi şişiyorsun bak şu resimlerime. Bak bak şu ayaklara , bileklere baak !!
😇: 👀👀 👀
👿: Ayyy ne menem günlerdi o günler her tarafım bir tarafıma batardı hiç uyuyamazdım , sürekli kramp girerdi.  Kilo alınca yürüyemez oldum nefes alamaz oldum . Allahtan ben sıramı savdım , sıra sende 😈😈
😇: 😤

Doğum yaklasırken daha başka bir emoji başlar münasebetsiz muhabbete

👿: Doğumu nasıl düşünüyorsun ?
😇: Doğum türlerini biliyorum doktorumla bu konu hakkında konustuk ama birisini tercih etmek için  kafa yormadım . Doktoruma bu konuda cok güveniyorum o an  hangisi benim için uygunsa o yoldan ilerleyeceğiz .
👿: Normal doğum gibisi var mı ya ?! Bir defa daha sağlıklı , daha doğal  , daha şöyle aman daha böyle ...
😇: 😤
👿: Ama çok zooor !! Benim doğum 2 gün sürdü ne ahlar ne vahlar ...
(Biraz daha dozu artırıp  acılı ve kanlı doğum hikayeleri anlatmaya başlar...)
😇: ␀ + Mavi ekran
(Doğumuna az kalmış anneye suikast bu ! )

Doğum biter ve o kücük insan artık kucağınızda resmen. Garip ışıklar , sesler , temaslar endiseleniyor tabii. Ee sonra birde beslenme rutini değişti , sürekli bir gıda akışı vardı bünyesine açlık ne bilmiyordu şimdi ise açıktıgı için ağladı , beslenemediği için agladı , ya da yeni gıda bünyesinde gaz yaptıgı için ağladı , uyumayı bilmediği için ağladı vs ... Ben çocukların bir sebepten agladıgına inanıyorum ve bu kadar temel ihtiyaç için ağlayan bebekten şikayet etmeyi doğru bulmuyorum . Soranlara kısaca iyiyiz diyorum  ve yine o kahrolasıca emoji başlıyor konusmaya bilip bilmeden !!

👿: Nee iyi mi ? Benim çocuk  (yada torun) böyle değildi bir aglardı bütün mahalle dinlerdi... Ne çektirdi bize ... İyi iyi senin cocuk madem akıllı uslu tadını cıkar , ben uykuya hasret kaldım aylarca ... sonra birde diş cıkardı  2 yasına kadar paso ağladı !! seninkinin dişi çıkarsa sen gör şamatayı !! neyse ozaman bu rahatlıgına sayarsın !!
😇: 💣

Biraz Bebek ile zaman geçer veee

👹: Hele birde 2. cocugu yap tam işin var.  Tek çocukla bile yoruluyorum diyorsun . Ben napayım
 2 çocukla ??
👿: E sen rahatsın tabi benim 2 tane ...

😇: 💥💥

''Anne zorbalığı '' terimini öğrendikten sonra bu terimi sadece annelik ile değil tüm insanlıkla ilişkilendirmek gerektiğini düşünüyorum. Hayatın her yerinde bu insanlar. Mesela lisedesinizdir üniversiteden birisi sizi şevklendirmek ve umutlandırmak yerine üniversitenin cok zor oldugundan , lisenin aslında çok kolay olduğundan bahseder . Üst sınıftan birisi derslerin o yıl daha ağır olduğundan ama kendisinin buna rağmen başarılı oluşundan bahseder ve siz es kaza eger alt sınıfın zorluğundan bahsettiyseniz sonraki sene sizin daha çok zorlanacağınızı söyler , iş yerinde kıdemli  çalısan işe yeni başlayana kendi işinin daha  zor  olduğunu ve yükümlülüklerinin fazlalığını anlatır ama böbürlenerek ee tabii sen çömezsin o bütün zorluklara rağmen başarılıdır ama senin yeni öğrendiğin işten şikayet etmeye hakkın yoktur çünkü basittir . Evli olan bekarın dertlerini küçümser, hele bir evlen  bunlara can mı sıkılırmış daha neler göreceksin der insanı evlilikten soğutur. Başından hamilelik geçmiş olan yeni anne adayını korkutur , 2 çocuklu tek cocuklunun yaşamının daha rahat olduğunu ve kendisinin daha cok zorlandıgını anlatır vs... ve tüm bunları yaparlerken karşıdaki insanın dertleri , sıkıntıları herzaman küçümsenir ya da görmezden gelinir. Yani gördüğünüz üzere hayatın her alanına homojen olarak dağılmış bu davranış biçimi. Bana göre böyle davranan insanların bilinçaltında herzaman takdir edilme  ve tecrübelerine danışılan olma  isteği yatıyor. Tabiki tecrübe aktarımı çok güzel bir olay ama bu sırada bilinçaltı etkenleri tecrübe aktarımının önüne geçerse olayın adı zorbalık olarak değişiyor . Lütfen farkında olalım ve farklı olmaya başlayalım artık ... Aksi taktirde dışlanabiliriz şahsen ben öyle yapıyorum, bu insanları evimin, kalbimin ve kafamın dışında tutmaya özen gösteriyorum . Ne kadar başarılıyım bilemiyorum, ama çabalıyorum...


Sizlere mutlu mütevazı ve zorbalıksız günler dilerim ...





24 Ağustos 2018 Cuma

Saygısızlık

    Saygısızlık denilince aklıma ilk Behzat Ç. dizisinin efsanevi karakteri Ercüment Çözer  geliyor. Sizinde öyle mi?  Bazı zamanlar '' Saygısızlıga dayanamıyorum '' cümlesini o kadar cok kuruyorum ki işte ozamanlar gözümün önünden  film seridi halinde Ercüment Çözer sahneleri geçiyor . 

    Kendimce tanımlamaya çalışırsam eger ; İnsanların birbirine karşı kötü veya düşüncesizce tutumları , kaba konusmaları, rahatsız edici mimikleri , kırıcı hareketleri vs. bu liste uzayıp gidebilir.  Ben pek çok sorunda olduğu gibi bununda empati yoksunluğundan kaynaklandığını düşünüyorum. Bence '' İnsanın 'Biri bana bu hareketi yapsa acaba ne hissederim? ' sorusunu kendine sorması '' , saygısızlık ve kötülük yapmasının önüne geçen bir araçtır.

    Saygısızlığa heryerde maruz kalıyoruz aslında... Evde yemek yemeye, ders calısmaya zorlayan , çocugu ilgilendiren bir konuda düşüncesini sormayan ebevenyler ,  sırf  yaşça büyük olduğu için size her türlü şeyi  söyleyip kişiliğinize saldırıda bulunabileceğini sanan, davranışları ile onurunuzu kıran akraba ve yakın çevre ... Hele Sokakta... dizboyu ... Sadece toplu taşıma , trafik ve alışveriş merkezinde yaşanan onlarca durum sayabilirim sizlere. Otobüse binerken arkadan ittiren mi dersin yoksa önceliği olan kişilerin oturacağı koltuğa önceliği olmamasına rağmen oturan mı ... Markette , durakta otobüs beklerken senden sonra gelip önce binmeye çalısan mı , alışveriş merkezlerinde  sonradan gelip asansör önceliği olanları ittirip kaktırıp üstün zekasını böylesine ucuz işlere  çalıştıranı mı dersin. Her çeşit var... Ben bu tiplerin neandertal döneme ait insan türünün tüm özelliklerini önde bayrak sallarcasına taşıdıklarını düşünüyorum. Bazen hayatımdaki saygısızlık örneklerine dayanamayıp (yakın çevreden olunca büyük hayal kırıklığı yaratıyor ) kendimi bu güruhtan tecrit etmişliğim bile var...Davranış biliminde 'aktif/pasif saldırı' denilen iki terim var. Buna göre karşısındaki insanın kişisel haklarını önemsemeyerek icraatlarda bulunma, diğer adı ile saygısızlık 'aktif saldırı' olurken , bu davranışa dolaylı yollardan veya direk tepki göstermek 'pasif saldırı' oluyor . Aslında aktif saldırı olmasa pasif saldırı zaten olmayacak . Pasif saldırı insanın kendi onurunu ,haysiyetini koruma içgüdüsünden başka bir şey değil. Ama bunun en kötü tarafı hakkımızı ararken,  bahsettiğimiz o güruha benziyor olabileceğimiz. Kendime bir özeleştiri yapmam gerekirse hakkımı araken dönüp kendime baktığımda onlardan bir farkım kalmadığını düşünüyorum ama bu davranışlarına tepki göstermeyince kendimi ahmak yerine konulmuş gibi de hissediyorum aynı zamanda.
    Hayatı daha yaşanabilir hale getirmek için kendimizi düzeltmekle koyulmalıyız yola... büyük, küçük ,yaşlı, genç demeden , bıkmadan yorulmadan çok çabalamalıyız zira yolumuz çok uzun ....

      Sevgi ve saygı ile kalın :)










9 Eylül 2014 Salı

Başarı üzerine


     Başarı üzerine daha önceleri birkaç yazım olmuştu ama hayat öyle şeyler sunuyor ki insana her defasında postu silip tekrar yazdım bazı zamanlar taslağa kaydettim sonra yine sildim ... Sanırım artık oldu :) 

      Bana göre başarı, arzu edilen şeyin elde edilmesi  ve bu bircok etken eyleme  baglı ; istemek , emek vermek , azmetmek ... sizler bu listeyi çoğaltabilirsiniz . Bu eylemler pozitif bir sekilde sonuçlandırıldığında başarı sizindir dememi bekliyorsanız yanılıyorsunuz . Çünkü siz başarı için çabalarken farkında olmadan  ''Olasılık '' ile bir rulete dahil oldunuz .  2 olasılık var başarı ve başarısızlık... İşte tamda hikayelerin başladığı ve adamımın olaya dahil olduğu yerdeyiz ... Murphy iş başında ... Ama Kim bu Murphy ? 

      A. Edward Murfy  ABD Hava Kuvvetlerinde roketler üzerine deney yapan mühendislerden . Deneylerden biri sırasında yaşadıgı bir olay , adının verilmiş oldugu bir kanunu ortaya çıkarır. Bu deneyde bir pilotun üzerine 16 farklı noktaya akselometre takılması gerekiyor ve sensör bir yapıştırıcı ile iki türlü takılabiliyor , yapıştırma işini yapan 16 sensörün tamamını yanlış takmayı becerdikten sonra yapılan basın acıklamaları ile Murphy Kanunlarının temelleri de atılmış oluyor.  Çok sayıda söylemi var ama ben konumuz ile ilgili olanı ele alacagım .

     Murphy der ki : ''Mümkün olan en kotu olasılık /koşul gercekleşir.'' Yani eğer denkleminizin sonucunda başarısızlık olasılıgı varsa , başarısız olacaksınız!.. Hayatıma dönüp baktığımda gördüğüm şey farkında olmadan benim fanatik bir ''murphy'' ci olduğum... Herzaman bir olay sonucu olusabilecek negatif seyleri sıralar , bazen önlem alır , bazen cevap hazırlar , bazen gereksiz yere çalısır ve başarıya odaklanmak yerine Murphy nin konusunu olusturan başarısızlık ihtimalini ortadan kaldırmaya çalısırım. Ben bu tutumu daha önceleri mükemmelliyetçilik olarak adlandırırdım ama tecrübeler beni bugün meslektasım ile aynı noktaya getirdi. Başarmak için başarısızlık ihtimallerini bir bir yoketmek gerekiyor... İmha edemediğimiz olasılıklar başarısızlık olarak karşımıza çıkıyor. Hayatımda birçok başarısızlık örneği mevcut ve dileğim (ve sizin için dileğim) mevcut başarısızlıklarla yetinmek. Eğer olayları akışına bırakan rahat tiplerden değilseniz derin izlere ve kalıcı korkulara maruz kalıyorsunuz en azından bendeki etkileri böyle...  

        Sevgi, Huzur, Sağlık ve Başarı ile kalın...